Blog Archives

Sahte bal…

Sahte bal ise içinde doğal özler bulunmadığı için kristalleşmez. Normalde bal, oda sıcaklığında güneş görmeyen yerde saklanmalıdır. Buzdolabına konulup çıkarılan gerçek balın yüzeyinde sulanma olmaz, ancak sahtesinde olur. Eski usul gerçek ballar, buzdolabında donar.
Türkiye, yılda yaklaşık 65-70 bin ton bal üretiyor. Hâlbuki ülkede bulunan 12 binden fazla bitki türünün çoÄŸunluÄŸu polenli ve nektarlı. Aynı zamanda yedi iklim türünü yaÅŸayan Türkiye’de, balcılığa yeterli önem verilmediÄŸi için istenilen seviyede deÄŸiliz. Tema Vakfı’nın yayınladığı Türkiye Arıcılığındaki Tehlikeler adlı kitapta, "Elde edilen bal, bal ansının bitkilerden toplayarak ürettiÄŸi bal mı, yoksa ÅŸeker pancarı ÅŸekeri yedirilerek üretilen bal mı olduÄŸunu tespit edebilecek bir laboratuvar maalesef Türkiye’de yok" deniliyor.

Posted in: Genel
Tagged: ,

Şeker akça ağacı

Şeker akça ağacı
Şeker akça ağacı (Acer saccharum), genellikle mobilyacılıkta kullanılan ağaçlardan biridir. Akça ağaçların boylan 37 metreye kadar ulaşabiliyor.
Kuzey Amerikada yüzyıllardır, şeker akçaağacından şeker üretimi yapılır. Hem rafine edilmiş toz şeklinde, hem de şurup halinde rafine edilmiş şeker piyasada bulunabiliyor. Akça ağaç şekeri de, meyvelerdeki tabiî fruktozdandır. Beyaz toz şekerden, iki kat daha tatlıdır.

Posted in: Genel
Tagged: ,

Bitkisel ürünler olarak depo edilirler.

Besinlerin tümünü tüketmezler. Geriye kalan kısmı, bitkilerdeki çeşitli mekanizmalar ve kalburlu boru adı verilen iletim sistemi ile canlının diğer organ ve bölümlerine taşınırlar. Geriye kalan maddeler, bitkilerde ya doğrudan doğruya şeker halinde veya nişasta, yağ, protein, selüloz, pektin gibi çeşitli sekonder bitkisel ürünler olarak depo edilirler.
Bitkilerde depo edilen ürünler niteliklerine göre; ÅŸekerler, niÅŸastalar, yaÄŸlar ve azotlu maddeler olmak üzere dörde ayrılırlar. Bitkilerdeki bu ÅŸekerlerin çoÄŸu, bir, iki ÅŸeker molekülüne sahip olan sakkaroz’ olarak isimlendirilir. DiÄŸer meyvelerde ise fruktoz’ adı verilen meyve ÅŸekeri mevcuttur. Üzümde de ’üzüm ÅŸekeri’ olarak isimlendirilen glikoz deposu vardır."

Posted in: Genel
Tagged: , , , ,

Yiyeceklerinin bozulup kokması

Allah’ın nimetini deÄŸiÅŸtirirse, şüphesiz Allah’ın cezası pek ÅŸiddetlidirayetindeki İsrailoÄŸulları’na (Yahudilere) yönelik iÅŸaret son derece düşündürücüdür. Çünkü günümüzde, tohum/bitki ve diÄŸer canlıların genetik yapısını deÄŸiÅŸtiren firmaların neredeyse tamamına yakını, Yahudi ve Siyonist ailelere aittir. Bu veri ile Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Ebu Hureyreden (r.a.) rivayet olunan, "EÄŸer Beni İsrail olmasa idi, yemek bozulmayacak, et de kokmayacaktı…"m hadis-i ÅŸeriflerinin örtüşmesi de oldukça manidardır.
Katâde’nin bu hadis-i ÅŸerifle ilgili beyanına göre, İsrailoÄŸulları’na her gün sabahtan akÅŸama kadar gökten bıldırcın kuÅŸu ve kudret helvası’0" ikram edilirdi. Kendilerine verilen emir mucibince; bunlardan yalnız günlük ihtiyaçlarını alır, cuma ile cumartesi günlerinin nafakasını da biriktirirlerdi. Fazla bir ÅŸey biriktirirlerse bozulur, kokardı. İşte yiyeceklerinin bozulup kokması bundan kalmıştır.

Posted in: Genel
Tagged: , ,

Sağlıklı gıdaya erişebilmek.

Hadi çekinmeden söyleyin! Gerçekten rızık endiÅŸesi çekiyor musunuz, çekmiyor musunuz? Yoksa siz de ’dünya nüfusu artarsa, insanlar açlıktan ölür’ diyenlerden misiniz? Bakın ABD eski BaÅŸkanı Kennedy 1961’de ne demiÅŸti: "Bütün depolarımız aÄŸzına kadar ürünle dolu olduÄŸu halde, her on Amerikalıdan birinin yeterli gıdası yok. Beslenme gereksinimlerinin üçte ikisine sahip deÄŸiller."2’ Ya bugün? Aynı Amerika’da zenginlik onlarca kat artmış, buna mukabil yeterli saÄŸlıklı gıdaya eriÅŸe bilen Amerikalıların sayısı, dünya ortalamasının çok altında. Dünyanın hayranlıkla izlediÄŸi ülkenin insanlarının hâli bu! Oysa bize bu sorunun Afrika’da olduÄŸunu söylemiyorlar mı? Neden acaba? Dünyada daha keÅŸfedilmemiÅŸ sayısız nimet olduÄŸu halde, Allah’ın (c.c.) vaadini unutup, ’dünya ÅŸu kadar insanı besleyemez’ diye mi düşünüyorlar? Sahi gaybdan haber mi alıyorlar ya da Allah’ın bu kadar insanı beslemeye güç yetiÅŸtiremeyeceÄŸi gibi sapkın bir düşünceye mi sahipler? Bu Allah’a güvenmemek deÄŸilse nedir? "Allah’a karşı nasıl olur da nankörlük yaparsınız?"

Posted in: Genel
Tagged: , ,

Süf Ürünleri

Şifa Olanlar: A grupları için şifa sayılacak süt ürünü yoktur.

Yenilebilenler (Gıda Olanlar): Peyaz peynir, keçi peyniri, kefir, mozerella ve dil peyniri, sade yağ, keçi sütü, şanti türleri yenilebilir süt ürünleridir.

Continue reading →

Posted in: Genel
Tagged: ,

Enzim yetersizliği nasıl fark edilir..

Filtre bozulmuş ve damlama deliklerinden geçemeyecek atıklar da su ile birlikte sisteme girmişler. Eğer dikkatli olmaz, sık sık kontrol etmez ve tıkanıklıkları fark ettiğinizde tedbirinizi hızlıca almazsanız sistemin arızalandığını ancak meyve ağaçlarınız ku¬ruduğu zaman anlarsınız.
En iyi en lezzetli ve en yararlı etler sırayla kuzu, oğlak ve buzağı etidir. Lezzet açısından kuzu ve oğlak, güç, kuvvet vermek açısından buzağı eti oğlak ve kuzudan evladır.
Maalesef, vücudumuzdaki her bir hücremiz de kan damarları denilen şebekeden beslenen meyve ağaçları gibidir. Hücre içi enerji üretim mekanizmaları, kanla kendilerine taşınan gıdalarla beslenirler. Onlara ulaşan kılcal damarlar tıkandığında artık
ölümle pençeleşmeye başlarlar. Her bir hücre, bu tür durumlar yaşadıklarında programlarını sürdürebilmek için kırk günlük stok bulundurur. O stoklar bittikten sonra kan hâlâ onlara besin taşımamaya devam ederse hücre yavaş yavaş ölmeye başlar.

Posted in: Genel
Tagged: , , ,

Enzim yetersizliği nasıl fark edilir..

Filtre bozulmuş ve damlama deliklerinden geçemeyecek atıklar da su ile birlikte sisteme girmişler. Eğer dikkatli olmaz, sık sık kontrol etmez ve tıkanıklıkları fark ettiğinizde tedbirinizi hızlıca almazsanız sistemin arızalandığını ancak meyve ağaçlarınız ku¬ruduğu zaman anlarsınız.
En iyi en lezzetli ve en yararlı etler sırayla kuzu, oğlak ve buzağı etidir. Lezzet açısından kuzu ve oğlak, güç, kuvvet vermek açısından buzağı eti oğlak ve kuzudan evladır.
Maalesef, vücudumuzdaki her bir hücremiz de kan damarları denilen şebekeden beslenen meyve ağaçları gibidir. Hücre içi enerji üretim mekanizmaları, kanla kendilerine taşınan gıdalarla beslenirler. Onlara ulaşan kılcal damarlar tıkandığında artık
ölümle pençeleşmeye başlarlar. Her bir hücre, bu tür durumlar yaşadıklarında programlarını sürdürebilmek için kırk günlük stok bulundurur. O stoklar bittikten sonra kan hâlâ onlara besin taşımamaya devam ederse hücre yavaş yavaş ölmeye başlar.

Posted in: Genel

Kokuların Evlenmedeki Rolü

Zaman zaman yeni evlenecek çiftlere bu konuyu açıyorum: "Sizi birbirinize çeken, yani; bir yığın başka alternatif varken birbirinizi tercih etmenize sebep olan sırrı kaybetmeyin. .." tavsiyesinde bulunuyorum. "Kokunuzu değiştirmezseniz, yaşlandığınızda da en az bugünkü kadar ve hatta daha fazla birbirinizi seversiniz." diyorum.
Evet, gerçekten bir genç kız, kendisini asla terk etme¬yecek biri tarafmdan sevilmesini istiyorsa yalnızca kendi 
özgün kokusunu yaymayı sürdürmeli. Ta ki gerçekten o kokuyu sevecek olan müşterisi gelsin. Siz kokunuzu bozar, değiştirirseniz, o kokuyu seven müşteriler gelir ama onlar genellikle size sıkıntı verirler. Çünkü onlar gerçek bağlılarınız/bağımlılarınız olamazlar.
Siz kendiniz kaldıkça, sade ve düzgün yaşadıkça kokunuz da kendinize özgü kalır. O özgün kokunuzun gerçekten etkilediği insan gelip sizi bulur. Siz ya da muhatabınız yaydığınız o kokunuzu bozup değiştirmedikçe yaşadığınız olaylar, sıkıntılar ve tasalar sizi birbirinizden ayıramaz.
Continue reading →

Posted in: Genel
Tagged: , ,

Cennette Gıdaların Atığı Yoktur

Bilindiği gibi cennette, insanın yediklerinden ve içtiklerinden sonra dışkı çıkarmasının olmayacağı haber verilmiş. İnsanlar bu durumu akıllarına sığdıramıyorlar. Oysa bunun örnekleri günümüzde uygulanmakta. İnsan hayatının bir safhası olan anne karnındaki yaşam buna güzel bir örnek. Esasında kullandığımız gıdaların posası olmasa ve vücut aldığım hakiki manada yakabiliyor olsa bu durum, dünya hayatında da gerçekleşebiliyor. Sözgelimi bugün bu tür gıdalar uzay araçları için kullanılmaktadır.
Nitekim sağlıklı bir bünye ve sindirim sisteminin esasları tam belirlenmiş bir insana uygun gıdalar verildiğinde posa atımı, yüzde 60-70 oranmda azalır. Sık sık acıkıp da gerçekte ihtiyacı yokken yemesine gerek kalmaz.
Fakat biz sindirim sistemimizin imkânlarım tam bilemediğimiz ve sindirim sistemimize uygun gıdalar yemediğimiz için vücut, yenilen birçok şeyi çürütüyor; bu haliyle barsaklara atıyor. Mide tarafından çürütülüp emilmek üzere bağırsaklara gönderilen besinler çok miktarda zehir ve asit içerdiği için bu asitler barsakların emme sistemini yakıyor, tahrip ediyor sağlıklı bir emilim gerçekleşmesini imkânsız kılıyor ve yavaşlıyor. Besinlerin bağırsakta bekleme süreci uzuyor. Daha bağırsaklardaki besinin emilimi tamamlanmadan yeni bir yemek yediğimiz için, bu kere sistem, mevcudu ya bağırsaklarda ve karaciğerde stokluyor ya da kullanmadan dışarı atıyor.

Posted in: Genel
Tagged: , , ,