<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fall Brooke</title>
	<atom:link href="http://www.fallbrooke.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.fallbrooke.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 Apr 2012 04:50:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.4</generator>
		<item>
		<title>Kanser riskini azaltan besinler;</title>
		<link>http://www.fallbrooke.com/kanser-riskini-azaltan-besinler</link>
		<comments>http://www.fallbrooke.com/kanser-riskini-azaltan-besinler#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Apr 2012 04:50:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[azaltan]]></category>
		<category><![CDATA[besinler;]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Sebze yiyin, kanseri önleyin! Universal İtalyan Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Meltem Şeniz Toksoy, günlük besin tüketimizde tercih edeceğimiz bazı sebze ve meyve ile kanser riskini azaltabileceğimizi belirtiyor. Son yıllarda yapılan birçok araştırma da bu kanıyı destekliyor. Universal İtalyan Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Meltem Şeniz Toksoy, yağlı etleri, kızartmaları diyette dikkatle alınmalı, kırmızı ettengelen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sebze yiyin, kanseri önleyin!<br />
Universal İtalyan Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Meltem Şeniz Toksoy, günlük besin tüketimizde tercih edeceğimiz bazı sebze ve meyve ile kanser riskini azaltabileceğimizi belirtiyor.</p>
<p><span id="more-217"></span><br />
 Son yıllarda yapılan birçok araştırma da bu kanıyı destekliyor.</p>
<p><!--more-->Universal İtalyan Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Meltem Şeniz Toksoy, yağlı etleri, kızartmaları diyette dikkatle alınmalı, kırmızı ettengelen günlük enerjiyi %10&rsquo;nun üstüne çıkartılmamalı, trans yağ asitleri içeren yağ ürünleri tüketilmemesi gerektiği konusunda uyarıyor. Toksoy, günlük taze sebze ve meyve tüketimine de dikkat çekerken en az beş porsiyon ve üzeri tüketilmeli,  bunlardan gelecek günlük enerjinin %7&rsquo;nin altına düşmemesine dikkat çekiyor.</p>
<p>Toksoy, “hardallı-kükürtlü sebzelere bol yer vermeli, sarımsak, soğan nane, maydanoz gibi lezzet vericileri yeşil salatayı ve diğer yeşillikleri yemek listemizde bulundururuken, bunların sağlıklı ortamda yetiştirilmelerini sağlamalıyız.Yemek listemizdeki kuru baklagilleri diğer yiyeceklerle dengeleyerek kullanmalıyız. Rafine şekerden gelecek enerjiyi günlük %10’nun altında tutmalıyız ve çay şekeri yerine pekmez ve bal gibi doğal tatlıları tercih etmeliyiz.” dedi.<br />
<!--more--></p>
<p>Rafine Yiyeceklerden Kaçının</p>
<p><!--more--><br />
Alkol, sigara, katkı maddelerini fazla içeren, rafine yiyeceklerden kaçınmamız gerektiğini belirten Toksoy, “doğal olanları rafine yiyeceklere tercih etmeli, sigara içilen ortamlardan uzak durmalı ve alkol tüketiminiz günlük enerjinin %5 ini geçmemelidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><!--more-->Kömür Izgarası ve Kızartmalardan Uzak Durun</p>
<p>Toksoy, pişirme yöntemlerinden kömür ızgarası ve kızartmalardan özellikle uzak durmamız gerektiğini söylerken tütsülenmiş yiyeceklerden, turşu salamura gibi fazla tuzlulardan kaçınmamız gerektiğini belirtiyor. Düşük ısıda pişirilen yiyeceklerin yanı sıra erişkinlerde günlük tuz alımını 5 gramın altına düşürmeliyiz. Toksoy, ayrıca yaşam boyu düzenli fiziksel aktivite yapmamız gerektiğinin altını çiziyor.<br />
<!--more--></p>
<p>Universal İtalyan Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Meltem Şeniz Toksoy, kanser riskini arttıran ve azaltan besinleri şöyle sıralıyor;<br />
Kanser riskini arttıran besinler;<br />
<!--more--></p>
<p>• Yağda kızartılmış besinler<br />
• Tuzlanmış besinler<br />
<!--more-->• Tütsülenmiş besinler<br />
• Nitrit, nitrat eklenmiş besinler<br />
• Ateşe çok yakın pişirilmiş kebaplar</p>
<p><!--more--><br />
Kanser riskini azaltan besinler;</p>
<p><!--more-->Sebzeler<br />
• Soğan, sarımsak<br />
• Lahana<br />
• Havuç, ıspanak<br />
<!--more-->• Marul, kıvırcık, salatalık<br />
• Pazı, asma yaprağı<br />
• Karnabahar, pırasa, şalgam, turp<br />
• Maydanoz, tere, nane, roka<br />
<!--more-->• Biber<br />
• Taze-kuru fasulye, bezelye<br />
• Bakla, mantar, patlıcan, enginar<br />
• Kabak<br />
<!--more-->• Domates, pancar, bamya<br />
Meyveler<br />
• Portakal, greyfurt, limon<br />
• Kuşburnu, böğürtlen, kızılcık<br />
<!--more-->• Elma, armut, ayva, erik<br />
• Kiraz, vişne, çilek<br />
• Kavun, karpuz<br />
• Üzüm, incir, nar,dut<br />
<!--more-->• Muz, hurma, yeni dünya<br />
Kuru yemişler<br />
• Leblebi, kestane, badem, fındık, fıstık, ceviz<br />
Tahıllar<br />
<!--more-->• Kepekli ekmek<br />
• Çavdar ekmeği<br />
• Bulgur, yarma<br />
Hayvansal besinler<br />
<!--more-->• Karaciğer, böbrek, yürek<br />
• Yumurta<br />
• Yağsız peynir, çökelek<br />
• Yoğurt</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fallbrooke.com/kanser-riskini-azaltan-besinler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>10 yıl önce kaybettiği kaynak kodlarını hiç beklemediği yerde buldu!</title>
		<link>http://www.fallbrooke.com/10-yil-once-kaybettigi-kaynak-kodlarini-hic-beklemedigi-yerde-buldu</link>
		<comments>http://www.fallbrooke.com/10-yil-once-kaybettigi-kaynak-kodlarini-hic-beklemedigi-yerde-buldu#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Apr 2012 03:54:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[beklemediği]]></category>
		<category><![CDATA[buldu!]]></category>
		<category><![CDATA[kaybettiği]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[kodlarını]]></category>
		<category><![CDATA[önce]]></category>
		<category><![CDATA[Sarıkaya]]></category>
		<category><![CDATA[yerde]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[10 yıl sonra ortaya çıktı! Efsane oyun serisinin mimarı, 10 yıl önce kaybettiği kaynak kodlarını hiç beklemediği yerde buldu! Ünlü oyunun yapımcısı ve Prnce of Persia&#8217;nın mimarı Jordan Mechner, orijinal Prince of Persia oyununun müziklerini yapan babası tarafından geçtiğimiz hafta bir arama aldı. Babası telefonda, evde yaptığı temizlik sırasında eski oyunlar bulduğunu ve bu oyunları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>10 yıl sonra ortaya çıktı!<br />
Efsane oyun serisinin mimarı, 10 yıl önce kaybettiği kaynak kodlarını hiç beklemediği yerde buldu!</p>
<p>Ünlü oyunun yapımcısı ve Prnce of Persia&rsquo;nın mimarı  Jordan Mechner, orijinal Prince of Persia oyununun müziklerini yapan babası tarafından geçtiğimiz hafta bir arama aldı. Babası telefonda, evde yaptığı temizlik sırasında eski oyunlar bulduğunu ve bu oyunları paketleyerek oğluna gönderdiğini söyledi.<br />
<span id="more-216"></span><br />
Önceki gün gelen kutunun içinde onu bir sürpriz bekliyordu: 3.5 inç&rsquo;lik disketlere kayıt edilmiş olan, Prince of Persia&rsquo;nın Apple II kaynak kodları&#8230; Mechner, 10 yıl boyunca aradığı ama sonunda kaybettiğini düşünerek pes ettiğini söylediği kaynak kodlarını kutuda görünce, inanılmaz bir mutluluk yaşadığını söylüyor.</p>
<p>Mechner&rsquo;in şimdiki amacı, dijital arkeoloji uzmanı arkadaşı Yuri Lowenthal ile birlikte, bu oyunu günümüz teknolojisine uygun hale, yani Apple Macintosh sistemlerde okunabilecek şekle getirmek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fallbrooke.com/10-yil-once-kaybettigi-kaynak-kodlarini-hic-beklemedigi-yerde-buldu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sigaraya elimi sürmem&#8230;.</title>
		<link>http://www.fallbrooke.com/sigaraya-elimi-surmem</link>
		<comments>http://www.fallbrooke.com/sigaraya-elimi-surmem#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Apr 2012 07:49:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[elimi]]></category>
		<category><![CDATA[Sigaraya]]></category>
		<category><![CDATA[sürmem....]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Şimdiki aklım olsa gençken sigaraya elimi sürmezdim! Türk sinema tarihinin en önemli isimlerinden Kadir İnanır geçtiğimiz günlerde akciğerindeki bir tümör nedeniyle ameliyat masasına yattığında Türkiye’nin yüreği ağzına geldi. Erken teşhis sayesinde hayati bir sorun yaşamadan sağlığına kavuşan Kadir İnanır, operasyondan sonra ilk kez Milliyet’e konuştu. Kadir İnanır, yaşadığı sağlık probleminin en önemli sebebinin uzun yıllar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şimdiki aklım olsa gençken sigaraya elimi sürmezdim!<br />
Türk sinema tarihinin en önemli isimlerinden Kadir İnanır geçtiğimiz günlerde akciğerindeki bir tümör nedeniyle ameliyat masasına yattığında Türkiye’nin yüreği ağzına geldi. Erken teşhis sayesinde hayati bir sorun yaşamadan sağlığına kavuşan Kadir İnanır, operasyondan sonra ilk kez Milliyet’e konuştu. Kadir İnanır, yaşadığı sağlık probleminin en önemli sebebinin uzun yıllar boyu içtiği sigara olduğunu belirterek “Şimdiki aklım olsa sigaraya hiç elimi sürmezdim” dedi.</p>
<p><span id="more-215"></span> Sigaraya çok genç yaşlarında başladığını ve uzun yıllar içtiğini anlatan İnanır, “İnsan gençken bu alışkanlığın nelere mal olabileceğini hesaplayamıyor. Kaldı ki bizim sigaraya başladığımız yıllarda bu illetin zararları konusunda dünyada bugün varolan bilinç gelişmemişti” diye konuştu.<br />
 Yıllar boyunca zaman zaman sigarayı bırakmayı düşündüğünü, ancak bunu hiç uygulamadığını da belirten İnanır, “Keşke düşündüğüm dönemlerde bıraksaymışım” diye konuştu. Şimdiki çocuk ve geçlerin büyük çoğunluğunda sigaranın zararları konusundaki bilincin geliştiğini ve bunu görmekten büyük memnuniyet duyduğunu söyleyen İnanır “Benim yaptığım hataları yapanları çevremde gördüğümde acımasızca  müdahale edeceğim. Hiç kimse kendine iyi bakmazsa sağlıklı olamaz. Bundan sonra çevremde kimse sigara içemeyecek, eski alışkanlıklarını uygulayamayacak, hepsine müdahale edeceğim. Çünkü çektiğim acıları kimsenin çekmesini istemiyorum” dedi.          </p>
<p><!--more--><br />
‘Bütün evlerden dua aldım’<br />
 Belindeki rahatsızlık sebebiyle ameliyat olmak üzere hastaneye yattığı sırada akciğerindeki henüz çok küçük olan kitlenin tespit edildiğini ve böylece kendilerine kitleye erken müdahale şansı doğduğunu belirten İnanır, bunu Allah’ın sevgili kulu olmasına ve hayranlarının dualarına bağladı. İnanır, hastalığı ve ameliyatı sırasında dostlarının ve hayranlarının kendisine gösterdikleri yakın ilginin büyük moral kaynağı olduğunu ifade ederek, “Hastaneye gelenler ve arayanlar o kadar çoktu ki. Türkiye’nin her tarafından telefonlar geldi. Bütün evlerden sağlığım için çok büyük dualar aldığımı biliyordum. Bunu görmek de beni ayrıca mutlu etti” dedi. </p>
<p><!--more-->‘Sigara sonrası soluk alıyorum’<br />
Kadir İnanır, ameliyatın ardından kendi isteğiyle evine çıktığını ve istirahatini sürdürdüğünü hatırlatırken, şu anda kendisini oldukça  sağlıklı hissettiğini, sigarayı bıraktığından bu yana çok daha rahat soluk aldığını söyledi. İnanır genç nesillere de sigaradan uzak durmaları tavsiyesinde bulundu. İnanir yaklaşık 10 yıldır birlikte olduğu Julide Kural’ın hastalığı süresince ve hastaneden çıktığı günden bu yana yanından  hiç ayrılmadığını, bu sayede daha hızlı iyileştiğini söyledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fallbrooke.com/sigaraya-elimi-surmem/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aynada yüzünüze dikkatlice bakın.</title>
		<link>http://www.fallbrooke.com/aynada-yuzunuze-dikkatlice-bakin</link>
		<comments>http://www.fallbrooke.com/aynada-yuzunuze-dikkatlice-bakin#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Apr 2012 05:21:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aynada]]></category>
		<category><![CDATA[bakın.]]></category>
		<category><![CDATA[dikkatlice]]></category>
		<category><![CDATA[yüzünüze]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Tek taraflı çiğneme asimetri nedeni Aynada yüzünüze dikkatlice bakın. Yüzünüzün sağı ve solu birbiriyle aynı ise sorun yok, ama bir taraf daha şiş görünüyorsa simetri kaybı ile karşı karşıya olabilirsiniz Ortodontist Dr. Aylin Sezen Yalçın, günlük yaşamda pek dikkat edilmeyen ancak genel görünüme kalıcı etki yapan yüzde asimetri sorununa tek taraflı çiğneme alışkanlığının neden olduğunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tek taraflı çiğneme asimetri nedeni</p>
<p>Aynada yüzünüze dikkatlice bakın. Yüzünüzün sağı ve solu birbiriyle aynı ise sorun yok, ama bir taraf daha şiş görünüyorsa simetri kaybı ile karşı karşıya olabilirsiniz</p>
<p><span id="more-214"></span> Ortodontist Dr. Aylin Sezen Yalçın, günlük yaşamda pek dikkat edilmeyen ancak genel görünüme kalıcı etki yapan yüzde asimetri sorununa tek taraflı çiğneme alışkanlığının neden olduğunu söyledi.</p>
<p> Yüzde asmetri olup olmadığını anlamak için aynada dikkatli inceleme yapılabileceğini belirten Yalçın, &quot;Ağzınızı açıp kapayın ve bu sırada çenenizin simetrik açılıp açılmadığını gözleyin. Simetri kaybı, bazı fonksiyon kayıplarında ya da rahatsızlıklarda ağır ağır yüzünüze yerleşir. Dikkatli bir izleyici değilseniz farkına bile varmazsınız&quot; dedi.</p>
<p><!--more--> Yalçın, simetrinin yüz güzelliği ve sağlığı için önemini şu sözlerle anlattı: “Yüz güzelliği, herkes için önemli. O sebeple 8 yaşından 80 yaşına kadar dişlerimizin ve cildimizin sağlığı ile ilgileniyoruz. Dişlerin sağlıklı olmasının yanında güzel bir gülümseme, kişinin kendine güvenini arttıran, sosyal hayatını kolaylaştıran bir etken. Bu nedenle simetri önemli bir konu. Dış dünya ile iletişimimiz olan yüzümüzün tam ahengi ancak tam bir simetri söz konusu olduğunda sağlanabilir. Biz diş hekimleri olarak bir kişiyi muayene ederken öncelikle yüzündeki bazı noktaların ve dişlerinin simetrisini değerlendiririz. Yüz yumuşak ve sert dokularında simetri sağlanmadıkça, ideal bir gülümseme ve yüz estetiği sağlanamaz.”</p>
<p>DİŞ KONTROLLERİ AKSATILMAMALI</p>
<p><!--more--> Simetri bozukluğunun, genetik, doğumsal ve travmatik sebeplerle oluşabileceğini belirten Ortodontist Dr. Aylin Sezen Yalçın, yüzde asimetriye sebep olabilen ve sıklıkla rastlanan tek taraflı çiğneme alışkanlığının nedenlerini; </p>
<p> -Ağzın tek tarafında ağrılı, kanamalı iltihaplı bir dişin varlığı, </p>
<p><!--more--> -Tek tarafta çekilmiş ve yerine protez yapılmamış dişsiz alanlar, </p>
<p> -Alışkanlıklar, </p>
<p><!--more--> -Yüksek yapılmış ya da doğru yapılmamış dolgu veya protezler, </p>
<p> -Çene eklemi rahatsızlıkları olarak sıraladı.</p>
<p><!--more--> Yalçın, “Her ne sebepten olursa olsun, çiğneme tek taraflı yapılıyorsa o taraftaki çiğneme kasımızın hacminde artış olur. Bu durum, zamanla artarak, diğer taraftan belirgin farklılık gösterdiği zaman fark edilebilir. Tıpta prensibimiz; sonucunu bildiğimiz durumların oluşmaması için önlem almaktır. Bu yüzden diş tedavilerimizin ve kontrollerimizin aksamaması, ilerde oluşabilecek daha ciddi sorunların önüne geçecektir” diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fallbrooke.com/aynada-yuzunuze-dikkatlice-bakin/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzu kafeste büyütmeyin</title>
		<link>http://www.fallbrooke.com/cocugunuzu-kafeste-buyutmeyin</link>
		<comments>http://www.fallbrooke.com/cocugunuzu-kafeste-buyutmeyin#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Apr 2012 08:03:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[büyütmeyin]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuğunuzu]]></category>
		<category><![CDATA[kafeste]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Çocuğunuzu fanusta büyütmeyin Fazla temiz ortam, bağırsak ve akciğerde kronik enfeksiyona neden olabiliyor Erken yaşta bakterilerle ve pis ortamla tanışmak çocukları sadece alerjilere karşı değil, kronik akciğer ve bağırsak iltihaplarına karşı da koruyabiliyor. Bilim adamları, sonuçları Science dergisinde yayımlanan araştırmalarında, tamamen temiz bir ortamda doğan ve büyüyen farelerin akciğer ve bağırsaklarında, çok sayıda, hücre ölümünden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuğunuzu fanusta büyütmeyin</p>
<p>Fazla temiz ortam, bağırsak ve akciğerde kronik enfeksiyona neden olabiliyor</p>
<p><span id="more-213"></span> Erken yaşta bakterilerle ve pis ortamla tanışmak çocukları sadece alerjilere karşı değil, kronik akciğer ve bağırsak iltihaplarına karşı da koruyabiliyor.</p>
<p>Bilim adamları, sonuçları Science dergisinde yayımlanan araştırmalarında, tamamen temiz bir ortamda doğan ve büyüyen farelerin akciğer ve bağırsaklarında, çok sayıda, hücre ölümünden sorumlu T hücresi tespit etti. Fazla sayıdaki T hücrelerinin ise aşırı tepkiye neden olarak bağırsak enfeksiyonu ve alerjik astıma yol açtığı görüldü.</p>
<p><!--more--> Bilim adamları, aynı gelişmeyi tamamen temiz olmayan ancak bakterisiz ortamda büyüyen farelerde de gözlemlediklerini bildirdi.</p>
<p> Savunma sisteminin bu süreçte görev yapan bölümlerinin fare ve insanda birbirine çok benzediğini kaydeden bilim adamları, dolayısıyla sonuçların insanda da geçerli olabileceğini belirtti.  </p>
<p><!--more--> Bilim adamları, sonuçların, bebeklik ve çocukluk döneminde aşırı hijyenin çocuğu korumaktan ziyade ona zarar verdiği görüşünü desteklediğini bildirdi.</p>
<p> Daha önce yapılan epidemiyolojik araştırmaların, çocuklukta bakterilerle temasın sağlık üzerinde etkili olduğunu gösterdiğini hatırlatan bilim adamları, ancak bu sürecin biyolojik mekanizmasının bugüne dek bilinmediğini kaydetti.</p>
<p><!--more--> Bilim adamları, artık potansiyel bir mekanizmanın keşfedildiğini, böylece, bakterilerin insanı ileride nasıl alerji ve otoümin hastalıklara karşı koruduğunun ayrıntılarının araştırılabileceğini ifade etti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fallbrooke.com/cocugunuzu-kafeste-buyutmeyin/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akraba evliliğinin sakıncaları nelerdir?</title>
		<link>http://www.fallbrooke.com/akraba-evliliginin-sakincalari-nelerdir</link>
		<comments>http://www.fallbrooke.com/akraba-evliliginin-sakincalari-nelerdir#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Apr 2012 07:48:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akraba]]></category>
		<category><![CDATA[evliliğinin]]></category>
		<category><![CDATA[nelerdir?]]></category>
		<category><![CDATA[sakıncaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Akraba evliliği, binlerce nadir hastalık arasından aynı hastalık için taşıyıcı olan iki kişinin bir araya gelme olasılığını artırıyor. Genetik hastalık için çekinik gen taşıyan iki kişi, akraba olmadıkları halde de evlendiklerinde hastalıklı çocuk sahibi olma olasılıkları vardır. Akrabalık, sadece kadın ve erkeğin aynı çekinik hastalık için taşıyıcı olma riskini artırıyor. Otozomal resesif, yani anne ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Akraba evliliği, binlerce nadir hastalık arasından aynı hastalık için taşıyıcı olan iki kişinin bir araya gelme olasılığını artırıyor. Genetik hastalık için çekinik gen taşıyan iki kişi, akraba olmadıkları halde de evlendiklerinde hastalıklı çocuk sahibi olma olasılıkları vardır. Akrabalık, sadece kadın ve erkeğin aynı çekinik hastalık için taşıyıcı olma riskini artırıyor. Otozomal resesif, yani anne ve babanın çekinik genler için taşıyıcı olduğu hastalıkların riski artırıyor. Sık görülen, Talasemi (Akdeniz Anemisi) gibi hastalıklarda da anne ve baba taşıyıcıdır. Ancak, Türk toplumunda taşıyıcılık sık olduğu için akrabalık olmasa da çocukta bu hastalık görülebiliyor. Doğuştan metabolizma hastalıkları gibi nadir görülen hastalıklarda ise akrabalık, ya da aynı köyden, memleketten gelme daha sıktır. Akraba evliliği yapan çiftlere Genetik Check-up kapsamındaki “Taşıyıcılık Taraması” testini önerilebilir. Bu testte 76 çekinik hastalık için eşlerde taşıyıcılık belirlemek bu testle mümkün.</p>
<p>Akraba evliliği azalıyor mu artıyor mu? </p>
<p><span id="more-212"></span> Bu oran Türkiye’de 30 yıl öncesine biraz azaldı. 4 kişiden biri akrabayla evliydi, şimdi 5 evlilikten biri akraba evliliği. Avrupa’da bu oran yüzde bir. Biz de kendimize göre başka ülkelerden Pakistan’da yüzde 60, Suudi Arabistan’da yüzde 60-65 oranında yapılıyor. Hindistan’da Müslüman olmayan gruplar arasında da sık yapılıyor, Afrika’da bazı Müslüman ülkelerde akraba evliliği kabul edilmiyor, onaylanmıyor. Kültürel bir durum olduğu düşünülüyor.</p>
<p>Hastalık taşıyıcısı eşlerin çocuğu sağlıklı olabilirler mi?</p>
<p><!--more--> Anne ve babanın aynı anda örneklerini almak lazım. Biri taşıyıcı çıkarsa diğeri taşıyıcı olmayabilir. Her ikisinin de taşıyıcılığını gösterdiğimiz bir hastalık olursa onlara, çeşitli tıbbi yollarla yardım etmek mümkün. </p>
<p>Genetik bilgilerin mahremiyeti nasıl korunuyor?</p>
<p><!--more--> “Kişisel Genetik Sağlık Programı” kapsamındaki testlerde elde edilen bilgiler kişiye özel şekilde saklanıyor. Testi alan kişi dışında hiç kimse onun bilgilerine ulaşamaz. Sadece genetik danışma veren, genetik hekimi, testin içeriğini anlatmak için özel şifreyle ulaşıyor. Buna çok önem veriyoruz, mahremiyet tüm genetik testler için geçerlidir, dünyanın her yerinde önem verilen bir şeydir. Bu testlerin bazı etkileri olabilir. İlgili uzmanlar, kişide yaratacağı psikolojik etkileri anlatıyor. Kişiden onam formu istiyoruz ve bu formda kişideki etkilerini de belirtiyor. Test yoluyla elde edilen bilgiler genetik danışmayı veren genetik doktor ile kişinin arasında kalıyor. Bu raporu istediği doktorla, istediği ölçüde kendisi paylaşabilecektir.</p>
<p>Örnekler ne kadar süreyle saklanıyor?</p>
<p><!--more--> Başvuran kişilerden tükürük örneği alınıyor, bir saatlik açlık sonrasında bir plastik tüpe toplanıyor. Bu tükürük örneğinden laboratuvarda DNA elde ediliyor. Laboratuvar, örneğin kime ait olduğunu, kimlik bilgilerini, hangi ülkeden geldiğini bilmiyor. Bu örnek 3 ay saklanıyor, 3 ayın sonrasında atılıyor. Elde edilen DNA örneği iki yıl saklanıyor. Bu süre zarfında ilk test sonucu elimize geldikten sonra yeni bilgiler geldikçe revize ediliyor. Yeni bilgiler ışığında kişiye güncellemeler yapılıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fallbrooke.com/akraba-evliliginin-sakincalari-nelerdir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Amerika Gıda ve İlaç Dairesi:Rujda büyük tehlike</title>
		<link>http://www.fallbrooke.com/amerika-gida-ve-ilac-dairesirujda-buyuk-tehlike</link>
		<comments>http://www.fallbrooke.com/amerika-gida-ve-ilac-dairesirujda-buyuk-tehlike#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Apr 2012 07:10:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[Dairesi:Rujda]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Rujda büyük tehlike Amerika Gıda ve İlaç Dairesi, 400 ruj markası üzerinde yaptığı incelemelerde tüm ürünlerde ciddi sağlık sorunlarına yol açan kurşun buldu Kurşun düzeyinin çok düşük olması nedeniyle ruj kullanmanın zararlı olmadığı açıklanırken, bazı uzmanlar yine de bunun tehlikeli olduğunu bildirdi. Amerika Gıda ve İlaç Dairesi, sağlık ve tüketim gruplarından gelen istek üzerine 400 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Rujda büyük tehlike</p>
<p>Amerika Gıda ve İlaç Dairesi, 400 ruj markası üzerinde yaptığı incelemelerde tüm ürünlerde ciddi sağlık sorunlarına yol açan kurşun buldu</p>
<p><span id="more-211"></span><br />
 Kurşun düzeyinin çok düşük olması nedeniyle ruj kullanmanın zararlı olmadığı açıklanırken, bazı uzmanlar yine de bunun tehlikeli olduğunu bildirdi. </p>
<p>Amerika Gıda ve İlaç Dairesi, sağlık ve tüketim gruplarından gelen istek üzerine 400 kadar ruj markasını incelerken bunlarda çok az miktarda kurşun bulunduğunu, bu nedenle tehdit oluşturmadığını açıkladı.<br />
<!--more--><br />
 Amerika’nın Sesi Radyosu, kozmetik ürünlerin yılda 50 milyar dolarlık bir Pazar oluşturduğuna dikkat çekerken, 600’ü aşkın firmayı temsil eden Kişisel Bakım Ürünleri Konseyi Bilimsel Araştırmalar Direktörü Halyna Breslawec’ın, &quot;Rujlar sağlığa zararlı değil. Tüketiciler rujların tehlikeli olduğundan kaygı duymamalı&quot; dediğini aktardı.</p>
<p> Kurşunun, yıllarca benzin, boya ve daha birçok üründe kullanıldığı, kadın ve özellikle çocuk sağlığına olumsuz etkileri nedeniyle kullanımının önemli ölçüde yasaklandığı vurgulandı.<br />
<!--more--><br />
 Rujlardaki kurşunun doğal pigmentlerden geldiği, Amerika Gıda ve İlaç Dairesi’nin bu tür kurşun için sınır belirlemediği ifade edildi.</p>
<p> Kişisel Bakım Ürünleri Konseyi Bilimsel Araştırmalar Direktörü Halyna Breslawec, hamile kadınların ruj kullanmaya devam edip- etmemesine ilişkin soru üzerine, &quot;Bu kişisel bir tercih. Ama size şunu söyleyebilirim, sağlığı tehdit etmeyecek kurşun miktarının belirlenmesine ilişkin tüm testler hamile ve emzikli kadınlar dikkate alınarak yapılıyor&quot; dedi.<br />
<!--more--><br />
 Çevre Çalışma Grubu Direktörü Jason Rano, Internet’te veri tabanı oluşturduklarını, bu siteye girenlerin kullandıkları kişisel bakım ürünlerinin sağlıklı olup-olmadığını görebileceklerini belirterek, &quot;Veri tabanında 69 bin ürün var. Bunlardan 1500 kadarı da farklı ruj marka ve türleri&quot; dedi.</p>
<p> Çevre Çalışma Grubu, ABD Kongresi’ne kozmetik ürünlerdeki zararlı kimyasalların tamamen yasaklaması için baskı yapacaklarını bildirdi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fallbrooke.com/amerika-gida-ve-ilac-dairesirujda-buyuk-tehlike/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İki dil konuşanlar geç bunuyor</title>
		<link>http://www.fallbrooke.com/iki-dil-konusanlar-gec-bunuyor</link>
		<comments>http://www.fallbrooke.com/iki-dil-konusanlar-gec-bunuyor#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Apr 2012 05:02:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[bunuyor]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[Eboue]]></category>
		<category><![CDATA[geç]]></category>
		<category><![CDATA[konuşanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[İki dil konuşanlar daha şanslı İki dil konuşabilen insanların bunama riskinin diğerlerindne daha az olduğu tespit edildi. Araştırmacılar ikinci bir dili akıcı biçimde konuşan insanların ilerleyen yaşlarda zihinsel sağlıklarının konuşamayanlardan daha iyi durumda olduğunu söylüyor. York Üniversitesi&#8217;nde yapılan araştırmada iki dil beyindeki kilit noktaları güçlendiriyor ve zihinsel esnekliği sağlıyor. Araştırmayı yürüten Dr. Ellen Bialystok iki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İki dil konuşanlar daha şanslı</p>
<p>İki dil konuşabilen insanların bunama riskinin diğerlerindne daha az olduğu tespit edildi.<br />
<span id="more-210"></span></p>
<p>Araştırmacılar ikinci bir dili akıcı biçimde konuşan  insanların ilerleyen yaşlarda zihinsel sağlıklarının konuşamayanlardan daha iyi durumda olduğunu söylüyor. </p>
<p><!--more--> </p>
<p>York Üniversitesi&rsquo;nde yapılan araştırmada iki dil beyindeki kilit noktaları güçlendiriyor ve zihinsel esnekliği sağlıyor. </p>
<p><!--more--> </p>
<p>Araştırmayı yürüten Dr. Ellen Bialystok iki dili konuşan insanları izlediklerinde beyin fonksiyonlarının konsantrasyonu ve bilişsel kontrolü daha iyi sağladığını tespit ettiklerini açıkladı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fallbrooke.com/iki-dil-konusanlar-gec-bunuyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alerjenlere karşı vücudu korurken, beslenmenize de dikkat etmeniz gerekiyor.</title>
		<link>http://www.fallbrooke.com/alerjenlere-karsi-vucudu-korurken-beslenmenize-de-dikkat-etmeniz-gerekiyor</link>
		<comments>http://www.fallbrooke.com/alerjenlere-karsi-vucudu-korurken-beslenmenize-de-dikkat-etmeniz-gerekiyor#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 31 Mar 2012 04:12:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alerjenlere]]></category>
		<category><![CDATA[beslenmenize]]></category>
		<category><![CDATA[de]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[etmeniz]]></category>
		<category><![CDATA[gerekiyor.]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[korurken,]]></category>
		<category><![CDATA[vücudu]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Alerjenlere karşı vücudu koruyan yiyecekler Alerjenlere karşı vücudu korurken, beslenmenize de dikkat etmeniz gerekiyor. Mevsim alerjisi, bağışıklık sisteminin bazı maddelere karşı aşırı tepki göstermesiyle yaşanır. Alerjik olduğunuz bu maddeleri soluduğunuzda genellikle burunda kaşındı, yanma, akma, göz kapaklarında şişme, kuru öksürük ve baş ağrısı gibi belirtiler baş gösterir. Alerjenlere karşı vücudu korurken doktorunuzun yazdığı ilaçlar dışında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Alerjenlere karşı vücudu koruyan yiyecekler<br />
Alerjenlere karşı vücudu korurken, beslenmenize de dikkat etmeniz gerekiyor.</p>
<p><span id="more-209"></span><br />
Mevsim alerjisi, bağışıklık sisteminin bazı maddelere karşı aşırı tepki göstermesiyle yaşanır. Alerjik olduğunuz bu maddeleri soluduğunuzda genellikle burunda kaşındı, yanma, akma, göz kapaklarında şişme, kuru öksürük ve baş ağrısı gibi belirtiler baş gösterir. Alerjenlere karşı vücudu korurken doktorunuzun yazdığı ilaçlar dışında bazı doğal yiyecekleri de yardımcı olarak kullanabilirsiniz.</p>
<p>Renkli Meyveler<br />
<!--more--><br />
Renkli meyveler antioksidan açısından oldukça zengindir. Bu sayede enfeksiyon ve hastalıklara karşı savunma sistemini güçlendirir. C vitamininin alerjilerin semptomlarını azalttığı bilinmektedir. Turunçgiller ve özellikle kivide bol miktarda bulunan C vitamini alerjilerden korunmak için tercih edilebilir.</p>
<p>Yeşil Sebzeler<br />
<!--more--><br />
Meyveler gibi renkli sebzeler de antioksidan açısından zengindir. Yapılan araştırmalar kırmızı dolmalık biberlerin bir porsiyonunda meyvelere oranla daha fazla C vitamini olduğunu göstermektedir. C vitamini özellikle dolmalık biberler, brokoli, Brüksel lahanası ve kabakta bulunmaktadır. Sebzelerin çoğuna rengini veren bir madde olan kuersetin de solunum yolları rahatsızlıkları ve göz yaşarması gibi mevsim alerjilerinin semptomları arasında yer alan sorunlara iyi gelir. Kuersetin özellikle karnabahar, soğan ve lahanada bol miktarda bulunur.</p>
<p>Yoğurt ve kefir<br />
<!--more--><br />
Süt ürünleri arasında yer alan yoğurt ve kefir probiyotik içerir. Probiyotikler özellikle sindirim sisteminde yaşayan bakterilerin doğal ortamlarını sağlamada etkilidir. Maryland Üniversitesi Tıp Merkezi tarafından yapılan araştırmalar probiyotiklerin polene bağlı görülen alerjilere de iyi geldiğini göstermektedir.</p>
<p>Yağlı Balıklar<br />
<!--more--><br />
Yağlı balıklar omega-3 yağ asitleri açısından en zengin besinlerdir. Omega-3 yağ asitleri mevsim alerjilerinin semptomlarını hafifletmede önemli rol oynar. Bu balıklar arasında somon, ton balığı, levrek ve sardalye bulunur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fallbrooke.com/alerjenlere-karsi-vucudu-korurken-beslenmenize-de-dikkat-etmeniz-gerekiyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Stres cildi karartıyor.</title>
		<link>http://www.fallbrooke.com/stres-cildi-karartiyor</link>
		<comments>http://www.fallbrooke.com/stres-cildi-karartiyor#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Mar 2012 05:09:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[cildi]]></category>
		<category><![CDATA[karartıyor.]]></category>
		<category><![CDATA[Stres]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Stres cildinizi karartmasın! Stres altındaki insanların ciltlerinin lekelenmeye daha yatkın olduğunu biliyor muydunuz? Cilt Hastalıkları Uzmanı Doktor Betül Şengör, stresin cildimizin bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve böylece pek çok cilt sorununa yol açtığını söylüyor. Ayrıca son zamanlarda 30-45 yaş arasındaki her iki kadından birinde görülen Hashimoto tiroiditi isimli hastalığa dikkat çekiyor. Doktor Betül Şengör, “Bu hastalık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Stres cildinizi karartmasın!<br />
Stres altındaki insanların ciltlerinin lekelenmeye daha yatkın olduğunu biliyor muydunuz?</p>
<p>Cilt Hastalıkları Uzmanı Doktor Betül Şengör, stresin cildimizin bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve böylece pek çok cilt sorununa yol açtığını söylüyor.<br />
<span id="more-208"></span></p>
<p>Ayrıca son zamanlarda 30-45 yaş arasındaki her iki kadından birinde görülen Hashimoto tiroiditi isimli hastalığa dikkat çekiyor.<br />
Doktor Betül Şengör, “Bu hastalık ile ciltte hem kuruluk hem de akneler birlikte görülebilirken, bazen de melasma isimli hormonal lekeler de gözlenebilmektedir. Hashimoto tiroiditi hastalığındaki bu artış belki de 30-45 yaş grubunun daha çok çalışan ve giderek sorumluluğu artan (evlilik, annelik, iş, şehir hayatı) kadınları seçmesi ile de açıklanabilir.” diyor.<br />
<!--more--><br />
Stres hayatımızın her anında yanımızda artık. Belki de onunla mücadele ederken stresin vücudumuza neler yapabileceğini bilerek önlemler de almak yerinde olacaktır. Stres akut veya kronik bir sorun olarak vücutta da benzer şekilde ya kısa süreli sorunlara yol açmaktadır, ya da uzun vadeli problemleri ardı sıra getirmektedir. Psikolojik bir sorun cilt sağlığı üzerinde doğrudan hastalıkların tetikçisi olmuştur. Sadece cilt değil endokrin hastalıklar içinde konusu sürekli geçmektedir. Stresten “asabi ekzema olmuş, ya da üzüntüden şeker hastası veya kanser olmuş” sıkça duymuş olduğumuz söylemlerdir. Örneğin uçuk virüsü dudaklarda sıklıkla gözlenen bir virüstür. Genellikle ya bir kabus görmenin ertesi sabah, ya da ani bir stresle ortaya çıkar. Oysa sedef hastalığı veya alopesi areata dediğimiz özel saç dökülme türü daha kronik stres hallerinde sıklıkla gözlenmektedir. Cilt hastalıkları başta olmak üzere tüm hastalıklarda vücudun savunma sistemi stres yüzünden olumsuz etkilenmekte ve hem vücudun hem de cildin bağışıklığı azalmaktadır. Bu nedenle başta virüsler olmak üzere hücresel hasar yaratan tüm hastalıklar tetiklenebilmektedir. Akut veya kronik hastalıkların başlangıcı buysa eğer tamamen sağlıklı olabilmek için iyi bir plan yapmanın başında stresi tanımak gelmeli ve tam tersi sevginin veya mutluluğun yol açabileceği olumlu etkileri de stresin sonuçlarıyla kıyaslayarak planımızı netleştirmeliyiz. Stresin vücudumuza yol açtığı durumlara “bilimsel” olarak bir açıklama getirecek olursak;</p>
<p>Stres ile vücudumuzda ne gibi değişiklikler oluyor?<br />
<!--more--><br />
Öncelikle merkezi sinir sisteminin stresi ilk algılayışı ile yani görmek, duymak, hissetmek ve düşünmek ile gelişen duruma beyin nörolojik ve hormonal yollardan cevap verir. Ya refleks olarak ya da düşünülmüş olarak bir vücut dili oluşur, eş zamanlı olarak ilk adrenalin (heyecan hormonu denebilir-salgılandığı an koşabilecek enerji ve güç oluşur)- asetil kolin ( kas-sinir ilişkisi, aynı zamanda salgıların da düzenlenmesinde etkilidir)  daha sonra kortizon seviyeleri değişir. Bu durumda kan basıncı ve kan şekeri değişikliğe uğrar, tüm vücut salgıları tepki verir, ağız kuruması daha sonra el, kol altı vs terleme, hatta belki barsaklarda çalışma artışı gibi birbirini takip eden belirtiler.</p>
<p><!--more-->Belli bir yaştan sonra stresle gelişen bu hormonal değişiklere karşı, vücut savunmasını azaltabilir veya ne yazık ki tepkisizlik geliştirebilir bile. Otoimmun hastalıklar dediğimiz vücudun kendi kendisine antikorlar ile savaş açması da stres ile tetiklenen durumlar arasında sayılmaktadır. Son zamanlarda ne yazık ki neredeyse 30-45 yaş arasındaki her iki kadından birinde görülen Hashimoto tiroiditi isimli hastalıktaki artış, belki de bu yaş grubunun daha çok çalışan ve giderek sorumluluğu artan (evlilik, annelik, iş, şehir hayatı) kadınları seçmesi ile de açıklanabilir. Bu hastalık ile ciltte hem kuruluk hem de akneler birlikte görülebilirken, bazen de melasma isimli hormonal lekeler de gözlenebilmektedir. Çok bilinen akne hastalığı sadece ergenlik döneminde değil genç erişkin ve orta yaş kadınlarda da görülebilmektedir. Yapılan bir çalışmada stres ile sadece kortizol üzerinden değil “prolaktin” isimli bir hormonun artışı ile de lekelerde ve aknelerde artış olabileceği bildirilmiştir¹.</p>
<p>Bu durumda özetleyecek olursak stresle, vücudumuzun bağışıklığı bozulmakta, bu da bizi basit veya komplike bir çok hastalığa karşı savunmasız bırakabilmektedir. Ayrıca bazı genetik yatkınlığı da olan kişilerde çeşitli otoimmun ve endokrin problemlere karşı da daha hızlı yakalanma şansızlığına sebep olabilmektedir. Erişkin akneden, hormonal lekelere kadar çeşitli cilt hastalıklarında da olumsuz etkileri bulunmaktadır. Aynı zamanda bir Hashimoto tiroidititli hasta olarak da önerim, daha fazla spor yapmak, yediklerine ve içtiklerine dikkat etmek, sevdiklerinizle daha fazla vakit geçirmek olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fallbrooke.com/stres-cildi-karartiyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

